bezuhov’un yolculuğu

biliyorsunuz bu blog bir yol (ve dolayısıyla yolcu ve yolculuk) blogu. hem sözlük anlamıyla, hem de bir metafor olarak yol, yolcu’luk ve yolculuğu tema edinen bir mecra.

benim gözümde büyük bir yazar olan milan kundera’nın şahane bir deneme kitabından kısacık bir pasaj geçeceğim şimdi size bugün. kitabın sekizinci bölümü olan “siste yollar”da yer alan “insanın kendine özdeş olduğu daha ne kadar süre düşünülebilir?” adlı parçadan.

***

dostoyevski’nin kahramanlarının kimliğinin kaynağı, onların davranışlarını az çok doğrudan belirleyen kişisel ideolojilerindedir. kirilov, özgürlüğün en yüce belirtisi saydığı intihar felsefesine takmıştır aklını. kirilov, insana dönüşmüş düşünce. ama, insan, gerçek yaşamda, kişisel ideolojisinin bu kadar doğrudan yansıması mıdır gerçekten? savaş ve barış‘ta, tolstoy’un kahramanları (özellikle piotr bezuhov ve andrey bolkonsky) çok zengin, çok gelişmiş zihinsel güce sahiptirler, ama bu zihinsel güç değişkendir, türlü biçimlerde kendini gösterebilir, öyle ki, yaşamlarının her evresinde değişik olan düşüncelerinden hareket ederek onları tanımlamak olanaksızdır. tolstoy, böylece insana ilişkin olarak bir başka görüş sunar: gidilecek bir yol; dolambaçlı bir yol; bir yolculuk, ama bu yolculuğun birbirini izleyen evrelerinin değişik olmaları bir yana, çoğu zaman, bir evre kendisinden önceki evrelerin yadsınmasıdır.

yol dedim, ama bu sözcük bizi yanıltmak tehlikesini taşıyor, çünkü yol imgesi bir amacı çağrıştırır. oysa, rastgele bir ölümle beklenmedik bir biçimde yarıda kalmaktan başka bir işe yaramayan bu yollar hangi amaca götürürler? doğrudur: piotr bezuhov sonunda ideal ve son evre gibi görünen davranışa ulaşır: o zaman, yaşama her zaman bir anlam aramanın, şu ya da bu dava için savaşmanın boş bir şey olduğunu anladığını sanır; tanrı her yerdedir, bütün yaşamındadır, öyleyse yaşanacak her şeyi yaşamak ve onu severek yaşamak yeterlidir: ve mutluluk içinde, karısına, ailesine bağlanır. amaca ulaşılmış mıdır? yolculuğun daha önceki evrelerini, sonsal olarak, bir merdivenin sıradan basamakları durumuna getiren doruğa ulaşılmış mıdır? durum böyle olsaydı, tolstoy’un romanı temel ironisini yitirir ve romanlaşmış bir kıssadan hisseye yaklaşırdı. durum böyle değil. sonraki sekiz yıl içinde olup bitenleri özetleyen sondeyiş‘te, bezuhov’un, petersburg’da yarı gizli bir politik etkinliğe katılmak üzere evinden ve karısından bir buçuk aylığına ayrıldığı görülür. dolayısıyla, bir kez daha, yaşamına bir anlam aramaya, bir dava için savaşmaya hazırdır. yollar tükenmezler ve amaç nedir bilmezler. (…)

(*) milan kundera, “saptırılmış vasiyetler”, çev: özdemir ince, can, 1994, s. 170.
(**) müzik: bellini, “casta diva” (norma), callas [life & art].

Reklamlar

About metin

adamın biri işte...
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s